17 Kasım 2013 Pazar

OBEZİTENİN DÜNYADA GÖRÜLME SIKLIĞI

Obezitenin Dünyada Görülme Sıklığı

  Obezite küresel boyutta halk sağlığı sorunudur. Hızla gelişen Dünyada hem gelişmekte olan ülkeleri, hem de gelişen ülkeleri tehdit eden obezitenin dünyada görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Hal böyle olunca obezite dünya ülkeleri arasında büyük bir sorun halini aldı.





 DSÖ ( Dünya Sağlık Örgütü ) tarafından Asya, Afrika ve Avrupa’nın 6 ayrı yöresinde yapılan ve 12 yıl süren MONICA çalışmasında 10 yılda obezite prevalansında %10-30 arasında bir artılın söz konusu olduğu bildirilmiştir.

  Obezitenin Dünyada Görülme Sıklığı yüksek olan ülkelerden biri olan ABD’de Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi tarafından yapılan ( ABD-Ulusal Beslenme ve Sağlık Araştırması ) çalışmasına göre 2003-2004 yılında obezite ( BKI >=30) prevalansının erkeklerde %31.1, kadınlarda %33.2 2005-2006 yıllarında ise erkeklerde %33.3, kadınlarda ise %35.3 olarak incelendiği tespit edilmiştir.

   Avrupa ‘da yetişkinlerde fazla kilolu olma ortalaması erkeklerde %32-79 iken kadınlarda ise %28-78 arasında değişkenlik gösterebilmektedir.

    DSÖ verilerine göre obezite ve fazla kiloluluk Avrupa’daki yetişkin insanlarda görülen Tip 2 diyabetten %80 oranında, iskemik kalp hastalıklarından %35 oranında ve hipertansiyondan %55 oranında sorumludur ve bu hastalıkların başlıca sebepleri arasında sayılmaktadır ve her yıl 1 milyondan fazla ölüme neden olmaktadır. Obezite ile ilgili hiçbir önlem alınmadığı takdirde ve obezite prevalansındaki artışın 1990 lardaki hızıyla devam etmesi düşünülürse Avrupa’da 2010 yılına kadar 150 milyon yetişkin ve 15 milyonda çocuğun obezite olma olasılığı kaçınılmaz bir durumdur.
  Obezite eğilimi özellikle çocuklarda hat safhalardadır. Çocuklardaki obezite oranı yetişkinlerden daha hızlı artış göstermektedir. Bugün gelinen noktada 1900 lü yıllardan 10 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir.

  Obezitenin Dünyada Görülme sıklığı artarken bir takım ülkeler bu durumdan fazlaca etkilenmektedir. Bunlar: Arnavutluk, Bosna-Hersek ve İngiltere( daha çok İskoçya bölgesi) bu durumdan fazlaca etkilenen ülkelerdir. Bunun yanında Türkmenistan ve Özbekistan ise prevalans değerlerinin düşük olduğu ülkeler arasındadır.

  Boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümüne dayanılarak yapılan uluslararası çalışmalar bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Avrupa’da 2003 yılında 9 ülkede yürütülen 11 yaşındaki çocukları da kapsayan “The Pro Children” araştırmasıdır. Bu araştırma verilerine göre fazla kiloluluk prevalansı, erkeklerde (%17) kızlardan (%14) daha fazladır. Diğer büyük çalışma ise “Health Behaviour in School-Aged Children Survey”dir. 41 ülkede 11-13 ve 15 yaş gruplarında yürütülen çalışmalarda 2001-2002 yıllarında 13 yaş grubunda kızların %24’ü erkeklerin %34’ünün fazla kilolu: 15 yaş grubunda ise kızların %31 erkeklerin ise %28’inin fazla kilolu olduğu saptanmıştır.


  Obezitenin giderek artıp bir halk sağlığı sorunu haline gelmesiyle bu konuda büyük çalışmalar başlatılmış ve farklı programlar düzenlenmiştir. Unutmayalım ki obezite birçok hastalığın ana sebeplerinden biri olabilmektedir. Bu konuda önce kendimiz birtakım önlemler almalıyız. Unutmayalım ki obezitenin Dünya’da görülme sıklığı fazla olan ülkeler arasındayız.

13 Kasım 2013 Çarşamba

OBEZİTENİN YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR


Obezitenin yol açtığı rahatsızlıklar


  Obezitenin yol açtığı rahatsızlıklar pek çoktur, bunlara birazdan değineceğiz. Obezite bilindiği üzere çok farklı rahatsızlıkların nedeni olabilmekte ve kişiyi gerek sosyal hayatta gerekse de iş hayatında çeşitli zorluklarla baş başa bırakabilmektedir.

  Bunlara örnek olarak kişi iş hayatında herhangi bir eşyayı bir yerden bir yere götürmekte normal insandan daha fazla enerji sarf edip hemen yorula bilmektedir  Obezitenin yol açtığı rahatsızlıklar vücut sistemleri (endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, gastrointestinal sistem, deri, genitoüriner sistem, kas iskelet sistemi) ve psikososyal durum üzerinde yaptığı olumsuz etkilerden dolayı çok büyük sağlık problemlerine neden olabiliyor.

  Obezitenin farklı hastalıklara sebep olduğu bilinmekte olup mortaliteyi ve morbiditeyi arttırıcı etkisi de bulunmaktadır. Sadece Avrupa’da fazla kilolu olması sebebiyle 1 milyondan fazla ölüm ve 12 milyondan fazla hasta olan kişiler vardır.

Obezitenin Yol Açtığı Rahatsızlıklar:
  •   İnsülin direnci-Hiper insülinemi
  • Hipertansiyon 
  •  Tip 2 Diabetes Mellitus
  • Metabolik sendrom
  • Koroner arter hastalığı ( koroner arterlerin duvarlarında oluşan plakalardan ötürü ortaya çıkan bir hastalık örnek: Koroner kalp hastalığı )
  • Hiperlipidemi ( kolesterol yüksekliği)
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Bazı kanser türleri ( kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri)
  • Felç
  • Osteoartrit (halk arasındaki adıyla kireçlenme kıkırdak dokunun yapısında bozulma, kıkırdakta incelme, aşınma ve tahribatın ortaya çıktığı en sık görülen eklem hastalığıdır.)
  • Uyku apnesi ( daha fazla bilgi için   http://horlamanedir.blogspot.com/   )
  • Karaciğer yağlanması
  • Astım
  • Solunum zorluğu
  • Aşırı kıllanma
  •  Gebelik komplikasyonları
  •  Menstruasyon düzensizlikleri
  •  Ameliyat riskinin artması
  •  Ruhsal sorunlar (anoreksiya nevroza yemek yememe) veya Blumia nevroza ( yediği yemekleri kusarak, yediklerinden yararlanamama), Binge eating ( tıkanırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir.
  •  Toplumsal uyumsuzluklarda obezitenin yol açtığı rahatsızlıklar arasındadır.
  • Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme alma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması sebebiyle deri enfeksiyonları ve kasık ve ayak bölgelerinde mantar oluşumu
  • Kas iskelet sistemi rahatsızlıkları



  Kilo ve yağ fazlalığından dolayı obezlerde kas, bel, kalça, diz ve eklem ağrıları oldukça fazladır. Genellikle pasif ve hareketsiz bir yaşam tarzları olan obezlerde hareketsizlik sonucu iskelet sistemleri zarar görür ve kalp damar ve solunum sıkıntıları kendini göstermeye başlar.
  Obez kadınlarda vücut yağının fazla olması sebebiyle adet bozukluklarına dolayısıyla kısırlığa ve aşırı kıllanmaya sebep olur.

  Obezitenin yol açtığı rahatsızlıklar bu kadar fazla olmasının sebeplerinden bir tanesi de aşırı yeme isteğimizdir. Bu isteğimizi kontrol altına almamamızın sonucu olarak ortaya çıkar. Gelişen ve değişen teknoloji bizi birazda böyle olmaya itmektedir. Obezitenin yol açtığı rahatsızlıkları yok etmek ve sağlıklı yaşamak için yediklerimize dikkat etmeliyiz.




10 Kasım 2013 Pazar

obezite saptama


Obezite saptama

  Obeziteyi saptamak için beden kitle indeksi yaygın olarak kullanılmaktadır. Beden kitle indeksi (BKİ) bireyin vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. BKİ boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücuttaki yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir.


 Son yıllarda araştırmacılar vücutta biriken toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta çoğunlukla biriktiği bölgeleri incelemektedirler. Çünkü vücutta yağın bulunduğu bölge ve dağılımını hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile ilişkilendirmişlerdir. Bölgesel yağlar erkek ve kadınlarda farklılıklar göstermektedir, özellikle kadınlarda bölgesel yağlanma hormonlardan dolayı daha fazla olmaktadır.






  Android tip (erkek tipi) obezitede yağ vücudun üst bölümünde, Elma tip bel üst karın ve göğüs karında ve cilt altında bulunmaktadır. Jinoid tip (kadın tipi) obezitede ise yağ, vücudun alt bölümünde Armut tip kalça, uyluk, bacaklar ve cilt altında toplanmaktadır. Özellikle obezite saptama atılacak ilk adımlar arsında olmalıdır.

  DSÖ’ne(Dünya Sağlık Örgütü) göre bel kalça oranı kadınlarda 0.85 ve erkeklerde ise 1,0’den fazla ise Android tip olarak kabul edilmektedir. Bu dağılımın kullanılmasında bel kalça oranı kullanılmakta ise de tek başına bu oran karın bölgesindeki yağ dağılımını ve sağlığın bozulmasında önemli ve pratik gösterge olarak kullanılmaktadır.

  Yağın karın ve iç organlarda birikmesi insülin direncine yol açmakta ve insülin direnci de obezite ile beraber yol açtığı Tip 2 diyabet, Hipertansiyon, Dislipidemi, Koroner arter hastalıklarının oluşumunu sağlayan en önemli faktördür. Obezitenin saptanmasında tek başına bel ölçümünün erkeklerde 94, kadınlarda ise 80 ve üzeri olması hastalıklarla ilişkili olabilmektedir.

  Çocuk ve adölesanlarda, yetişkinlerde olduğu gibi belli bir sınıflandırma yoktur, fazla kilolu olma ve obezitenin saptanmasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. En çok kullanılan yöntemler arasında bireysel ve toplumsal düzeyde yüzdelik (persentil) veya z skor değerinin kullanılmasıdır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2006 yılında 0-5 yaş grubu çocuklar için büyüme standartları 2007 yılında ise 5-19 yaş grubu çocuklar için büyüme referans değerleri yayımlanmıştır.

  Başka kaynaklarda obezitenin saptanması “Burada obezite ile kilo fazlalığı vurgulanmalıdır. Obezite vücuttaki yağ dokusunun gereksiz yere fazla olmasıyken, kilo fazlalığı ideal vücut ağırlığının üstünde olmak demektir ”şeklinde tanımlanıyor.

  Vücut yağ oranının saptanması en doğru şekilde Obez insanın suya batırılıp vücut yoğunluğunun ölçülmesiyle belirlenir. Deneysel olarak en doğru sonuç bu şekilde bulunurken pratik olmaması sebebiyle kliniklerde bu yöntem kullanılmamaktadır. Bunun yerine cilt kalınlığı ölçümü tercih edilmektedir.

  Görülüyor ki obezitenin de bazı türleri var. Obezitenin saptanmasında yağ oranları, yağlanmanın daha fazla olduğu bölgeler ve yaş büyük öneme sahip, çünkü bu faktörler obezitenin daha fazla ilerlemesini tetikler. Şunu da belirtmeliyim ki bir kişi ideal kilosunun üstünde ise o kişi şişman olmayabilir. Özellikle o kişi düzenli egzersiz yapıyorsa o kişinin kas kitlesinin artışı vücut ağırlığının yükselmesine neden olmuş olabilir.


7 Kasım 2013 Perşembe

OBEZİTE NEDENLERİ


Obezitenin nedenleri

  Obezitenin nedenleri tam anlamıyla açıklanamamakla birlikte yanlış beslenme ve aşırı yeme başlıca nedenleridir. Bunun yanında fiziksel aktivite yetersizliği, genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik nedenler de Obezite oluşumuna neden olabilmektedir.

  Tüm dünyada özellikle çocuklarda oluşan obezitedeki artış sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak kadar fazla olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin de payının olduğu kabul edilmektedir.




Obezitenin Oluşumundaki Başlıca Risk faktörleri
  •         Yaş
  •       Cinsiyet
  •      Gelir durumu
  •     Eğitim düzeyi
  •     Cinsiyet ( özellikle bayan olmak)
  •      Genetik etmenler
  •      Psikolojik problemler
  •     Sosyo-kültürel etmenler
  •     Sigara-alkol kullanma durumu
  •     Irksal farklılıklar
  •     Yetersiz fiziksel aktivite
  •     Aşırı ve yanlış beslenme şekilleri
  •      Hormon al metabolik etmenler
  •     Sık aralıklarla çok düşük enerjili ve farklı farklı diyetler uygulama
  •     Kullanılan bazı ilaçlar ( antidepresanlar )
  •     Doğum sayısı ve doğumlar arası süreler



  Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken bir durum da yaşadığımız ilk yıllardaki beslenme alışkanlıklarımızdır. Yapılan bir araştırmaya göre anne sütüyle beslenen bebekler anne sütüyle beslenmeyen bebeklere göre Obezite riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Anne sütünü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türünün, miktarının ve başlama zamanlarının Obezite oluşumunu etkilediği gözlemlenmiştir.

  DSÖ ve UNICEF tarafından yayımlanan çeşitli makalelerde 6 ay sadece anne sütü verilmesinin, 6. Aydan sonra emzirmenin devam etmesiyle beraber güvenilir, uygun kalite ve uygun miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve en az 2 yıl emzirmenin devam ettirilmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini önemli ölçüde azaltabileceği bildirilmektedir.

  Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda kalabalık ve stresli şehir yaşamının kaçınılmaz bir sonucu gibi duran yetersiz uyumak ya da süreğen bir uyuyamamak obezite nedenlerinden biri olduğu gibi uyku bozukluğu da obezite sebepleri arasında gösterilmiştir. Diğer obezite sebepleri arasında içerisinde çeşitli katkı maddesi olan ya da çevresel kirlilikten dolayı kirlenmiş, GDO içeren yiyeceklerin tüketilmesi sonucu oluşan endokrinolojik uyarılar sonucunda özellikle yağ metabolizmasında oluşan değişiklikler sayılabilir.


Kilo alımını kolaylaştıran ilaçlar: 

  •      İnsülin
  •        İştah açıcılar
  •        Aspirin ve türevleri
  •        Şeker hapları
  •      Depresyon ilaçları
  •       Sinir ve sara ilaçları
  •       Doğum kontrol hapları
  •       Migren ve alerji ilaçları
  •      Kalp ilaçları
  •      Kanser ilaçları
  •     Hormon preparatları


Obezite %25-40 oranında kalıtsal olabilmektedir. Tek gen mutasyonu nadirdir. Poligeniktir. En az 12 genetik lotus saptanmıştır.


  Görüldüğü gibi obezitenin oluşumundaki en belirgin özellikleri hareketsizlik, şehir hayatının stresi, teknolojik gelişmelerdir. Tüm bunların yanında obezite sadece Türkiye değil bütün büyük ülkelerin temel sorunlarından bir tanesidir. Durum böyle olunca obezite çok ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor vücudumuz fazlasıyla ağırlaştığından dolayı bir yere gideceksek vazgeçiyoruz, çok üşengeç davranabiliyoruz. Hayat daha zor geliyor, yaşama sevincimiz azalıyor. Hastalıklara yakalanma riskimiz artıyor. Obezitenin nedenleri bu şekildedir.

4 Kasım 2013 Pazartesi

OBEZİTE NEDİR?


Obezite nedir?

Öncelikle Obezite nedir? Sorusunu soralım.

  Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının olması gereken düzeyin üstünde olmasıdır.

  Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden bir sağlık sorunudur.
   Bilindiği üzere beslenmek anne karnında başlayıp yaşamımızın sonuna kadar devam eden bir ihtiyaçtır. İnsanın yaşaması, büyümesi, üretken bir birey olması, uzun ve sağlıklı yaşaması için gerekli olan bir ihtiyaçtır. 
Günlük yaşamda kişilerin( emzikli, gebe, okul çocuğu, yaşlı, genç, işçi, sporcu, hasta ….. vb. )gibi durumlara göre fizyolojik olarak enerjiye ihtiyaçları vardır. Sağlıklı bir yaşam için alınan enerjinin ve harcanan enerjinin dengede olması gerekmektedir.

  Beslenmek karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının istediği şeyleri yeyip içmek değil yaşamamız için gerekli olan enerjiyi sağlamaktır.

  Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının % 15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturur. Bu oran erkeklerde % 25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması Obeziteyi oluşturmaktadır.

  Günlük olarak alınan enerjinin kullanılan enerjiden fazla olması durumunda alınan enerjinin fazla olan bölümü vücut tarafından yağ olarak depolanır. Bu alınan enerji alımı her gün aynı şekilde olursa ( yani her gün aldığımız enerjiyi kullanamazsak )  bu enerji vücutta birike birike obeziteye neden olur.

  Buna ilave olarak teknolojideki gelişmeler hayatı büyük ölçüde kolaylaştırırken, hareketli olmamıza gerek kalmamaktadır. İşte bu yüzden yani teknolojinin hayatımızı kolaylaştırıp hareketsiz kalmamızı öngörmesi nedeniyle Obezite sebebi olabilmektedir.

  Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da Obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

 Dünya Sağlık Örgütünün sınıflandırması


  •      18.5 altında az kilolu
  •     18.5-24,9 Normal kilo
  •      25-29,9 Fazla kilo
  •     30-39,9 Obez
  •        40.5 üzeri Mor bit (ciddi)
  Obez olarak belirlenmiştir.






Obezite nedir? İn başka bir cevabı da insan vücudunda yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddi risk oluşturacak seviyede artması ve ölüm oranlarının ciddi şekilde artmasıyla karakterize bir hastalıktır.

  Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre obezler ve sigara içenlerin sağlık sistemi açısından daha ekonomik olduğu iddia edilmektedir. Sigara içenler ve obezler daha az yaşadığı için kısa dönemde sağlık maliyetleri yüksek te olsa uzun dönemde sağlıklı insanlara göre daha az sağlık maliyeti olduğu çıkmaktadır. Sigara kullanımı ve obezitenin neden olduğu hastalıkların tedavilerinin ileri yaşlarda ortaya çıkan Alzheimer gibi hastalıklara oranla düşük maliyette olması sebep olarak gösterilebilir.


  Anlaşıldığı üzere Obezite; besinlerden alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması ve alınan bu enerjinin vücutta yağa dönüşmesi sonucu ortaya çıkan ve yaşam kalitesini ve süresini olumsuz etkileyen bir hastalık olarak görülmektedir. İşte bu yüzden yediklerimize dikkat etmeli ve yaşam kalitesini arttırmalı ve mümkün olduğu kadar spor yapmalıyız. Sanırım tüm bu anlattıklarımızla obezite nedir? Sorusuna açıklık getirmiş olduk.